Yayın Adı: Zabıta-i Balediye İlk Talimatnameler Kategori: Tarih -Belediye Zabıtası Dayanışma Vakfı Sayfa Sayısı: 239 s. Hazırlayan: Şeifk MEMİŞ Türü: Tarih – Araştırma - Derleme ISBN: 978-605-4043-01-9 Basım Yılı: Temmuz 2008 - İstanbul
GİRİŞ
Türkiye’de modern anlamda belediye teşkilatının kurulmasının bir zorunluluk olarak ortaya çıktığı 19. yüzyılın ikinci yarısında, yetkilileri buna icbar eden hususlar arasında başta esnafın bir düzene bağlanması, yolların işgalden kurtarılması gibi sorunlar vardı. Bu ve bunun gibi konular, aslında zabıta-i belediyeye ilişkin hususlardı ve derhal çözüme kavuşturulması gerekiyordu. Dolayısıyla 1855 yılında hazırlanan ve Şehremaneti’nin (İstanbul Belediyesi’nin) kuruluşuna ilişkin hususları düzenleyen Şehremaneti Nizamname Layihası, zabıta-i belediye hususlarını da içeriyordu. Bu konuda daha sonraki layihalarda da yerini ve önemini koruyordu. Sözgelimi 1856 tarihinde hazırlanan layihada “bakkal ve manav esnafının, dükkânlarının önüne yolu darlaştıracak ve yayaların geçmesini engelleyecek” fazlalıklar koymaması, “küfe ve sepet gibi şeylerle bir kıl kadar dahi olsun yolu darlaştırmalarının” men edilmesi isteniyordu. Bina cephelerinde reklam ve tabelaların, tentelerin bile hangi oranda ve nasıl olacağının hükme bağlandığı bu layiha, kaldırım işgallerinin önlenmesini emrediyordu. Bu küçük örneklerden de anlaşılacağı üzere, belediye teşkilatının ivedilikle kurulmasının en önemli nedeni belediye zabıtası görevlerinin bir an evvel uygulamaya sokulması arzusuydu. Yine vurgulamalıyız ki, gerek 1876’da ilan edilen I. Meşrutiyet ile oluşturulan meclisin çıkardığı ilk kanun olan 1877 tarihli Dersaadet Belediye Kanunu, gerek 1871 tarihli “Devâir-i Belediyye Çavuşlarının Vazâifine Dair Talimatnâme” adlı yönetmelik bu gibi konuları içeriyordu. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere müstakil bir zabıta-i belediye talimatnamesi henüz yayınlanmamıştı ve daha sonraları belediye zabıta talimatnamelerinde yer alacak her türlü husus, ya kanun ya da başka talimatnamelerde yer bulmuştu. Osmanlı dönemi belediyecilik tarihinde önemli bir yeri olan Cemil Paşa, belediye zabıta talimatnamelerinde de öncü bir rol oynamıştır. Şehreminliğe getirildiği II. Meşrutiyet’ten hemen sonra (1328’de) göreve gelir gelmez, acilen uygulanmak üzere bir tebliğ yayınlar. Öncelikle çözüm bekleyen belediye hizmetleriyle alakalı sorunları belirleyip çözümlerini gösteren bu tebliğ, başta Osman Nuri Ergin olmak üzere birçok uzman ve belediye tarihçisi tarafından ilk müstakil zabıta-i belediye talimatnamesi olarak kabul edilir. Önemli salgın hastalıklarla karşı karşıya olan İstanbul’da sağlıkla ilgili genel bir düzenleme getirmesi bakımından da bu tebliğ önemlidir. Tebliğ, esas talimatname yayınlanıncaya kadar yürürlükte kalacak geçici bir tebliğ olmasına rağmen, sonuçları sebebiyle kalıcı bir etki bırakmıştır. Cemil Paşa’nın yayınladığı bu tebliğin tam adı şudur: “Dersaâdet ve Bilâd-ı Selâse’de Mürûr ve Ubûrun Temîn-i Selâmetine ve Şehir Dahilinde Moloz ve Kereste ve Taş ve Tuğla ve Odun Vesâire Misillü Nakliyâtın Şeklen Çirkin ve Gayr-i Muntazam Bir Surette Adem-i İcrâsına ve Sıhhat-i Umûmiyyenin Muhafazasına Müteallik Ber-Vech-i Âti Bazı Tedâbîrin İttihaz ve İcrası Tensib Kılınarak İcab Edenlere Tebligat İcra Edilmiştir” Adından da anlaşılacağı gibi İstanbul’un sokak ve caddelerini işgalden kurtararak yayalara açmayı ve bunun yanı sıra İstanbul’u çağdaş Avrupa şehirleri gibi modern ve estetik bir görünüme kavuşturmak amacındadır. Diğer önemli hedefi ise şehir halkının sağlığını korumaktır. O nedenle bu tebligat şehirde ilgili herkese dağıtılmış ve duyurulmuştur. Tebliğ iki bölümden oluşmaktadır. ‘Acilen men’i lazım gelen ahval’ başlıkla birinci bölüm, şehir içi düzeni, sokaklardaki işgallerin kaldırılması ve genel sağlıkla alakalı hususları düzenleyen 15 maddeden oluşmaktadır. ‘Müddet-i muayenenin inkızasından itibaren men’i lazım gelen ahlval’ başlığını taşıyan ikinci bölümde ise özellikle taşımacılık, hayvan kesimi ve et satışıyla ilgili konular 6 maddeyle, geçici bir süreden sonra tamamen yasaklanmakta ya da zorunlu hale getirilmektedir. Bu kitapta yer alan ikinci talimatname ise yine Cemil Paşa’nın gayretleriyle hazırlanıp yürürlüğe sokulan gerçek anlamda ilk belediye zabıta talimatnamesidir. Şu farkla ki, Cemil Paşa, belediye zabıtası görevinin belediyeye bağlı belediye çavuşları tarafından görülmesine karşıydı. Nihayet hükümeti de ikna ederek, belediye zabıtası görevinin polis tarafından görülmesini sağladı ve konuya ilişkin bir kanun çıkarttırdı (1912 – Dersaadet Teşkilat-ı Belediyesi Hakkında Kanun-ı Muvakkat). Bu kanun gereğince, polis ve belediye ortaklaşa bir belediye zabıta talimatnamesi hazırlayacak ve buradaki konuların yürütülmesinden de polis sorumlu olacaktı. Hakikaten Polis Müdür-i Umumisi Cafer İlhami ile Şehremini Cemil Paşa, ortaklaşa olarak “Zabıta-i Belediyye Talimatnamesi”ni hazırlayarak 6 Ocak 1913 tarihinde imza altına aldılar ve talimatname böylece yürürlüğe girdi. 21 maddeden oluşan talimâtnâmede, “inşaat ve tamirat, esnafa verilecek ruhsatlar, kaldırım işgalleri, dükkanlarda camekan bulundurulması, kasapçılık ve tavukçuluk, yollarda geliş gidiş, binek arabaları, yük arabaları, yük hayvanları, motosiklet, bisiklet ve el arabaları, otomobiller, genel seyrü sefer hükümleri, seyyar esnaflar, sokak fenerleri, eski eserler, vapur ve yolcu kayıkları, yangın, fırınlar ve ekmek fiyatı, halk sağlığını tehdit eden içecek ve yiyecekler, ölçü ve tartı, dilenciler, hamallar, salgın hastalıklar” hakkında hükümler bulunuyordu. Cemil Paşa’nın arzusu doğrultusunda bu zabıta-i belediye talimatnamesi, polis tarafından yürütülecekti. Yani talimatnamede belirtilen zabıta-i belediyeye ilişkin hususlarda, belediye memurları polise müracaat edeceklerdi. Polis, vuku bulacak her müracaat için gerekli her türlü kolaylığı ve icraatı derhal yerine getirecekti. Cemil Paşa başta olmak üzere birçok Bab-ı Âli yöneticisinin büyük umutlar bağladığı bu Şehremaneti – Polis işbirliği, beklenen kolaylığı ve pratikliği getirmedi. Belediye yetkilileri, belediye bünyesinde tekrar belediye çavuşluğu görenini görecek memurların bulunmasını şiddetle ister hale geldiler. Cumhuriyet döneminde 1341 tarihinde İstanbul Şehremaneti tarafından Zabıta-i Belediye Talîmâtı yeniden yayınlandı. Ana hatlarıyla 1913’te çıkartılan talimatnameye bağlı kalınan bu yeni talimatname, toplam 278 maddeden oluşuyordu. Talimatnamede her husus ayrıntısıyla anlatılıyor, emir ve yasaklar açık bir şekilde belirtiliyordu. Şehirde yaşayan herkesin temizliğe dikkat etmekle mükellef olduğu hükmüyle başlayan talimatnamede, “caddeler ve sokaklar, sokak fenerleri, gaz boruları ve su lağımları, meydanlar, ilanlar, trafik hakkında umumi maddeler, sürat, nakliye vasıtaları (tramvaylar, binek ve yük otomobilleri, binek ve yük arabaları, el arabaları, yük hayvanları, motosiklet, bisiklet, el arabaları ruhsatiyeleri), deniz araçları (Kayık ve vapurlar, vapurlar), hamallar, inşaat ve tamirat, tehlikeyi yok etmek, bulaşıcı hastalıklar ve genel sağlık, hamamlar, deniz hamamları, otel ve hanlar, pansiyonlar, bekar odaları, mahzenler ve yer altı odaları, bacalar, sinema ve tiyatrolar, sinema ve tiyatroların sıhhat ve emniyet nokta-i nazarından haiz olmaları lazım gelen şartları gösterir talimatname; çalgı ve dans mahalleri ve barlar ve varyete mahalleri; eski eserler ve umumi bahçeler, dükkanlarda israfın yasaklanması, ölülerin defni, Cuma tatili, seyyahlar ve tercümanlar, tarifeler, ölçüler ve tartılar, hayvan kesme, kontratolar, yangını önlemeğe ait tedbirler, berberler, fırın ve fırıncılar, fırıncıların ve ekmek fırıncılarının sureti teftişi hakkında talimatname, kasaplar-tavukçular, balıkçılar-sebzeciler, yemişçiler, bakkallar, yağlar, sirkeler, sütçüler, yoğurtçular, muhallebiciler, sucular vesair meşrubat satanlar, rakı ve konyak; lokanta, kebabçı, aşçı ve işkembeciler; şekerçiler, pastacılar, çörekçiler, helvacılar; kurukahveciler, turşucular; kahve ve çayhaneler, bağırsak atölyeleri, seyyar esnaf, numune, dilenciler” bölümleri bulunuyordu. Burada dikkati çeken husus zabıta-i belediye talimatnamesinde “sinema ve tiyatroların sıhhat ve emniyet nokta-i nazarından haiz olmaları lazım gelen şartları gösterir talimatname” ile “fırıncıların ve ekmek fırıncılarının sureti teftişi hakkında talimatname”sinin bulunmasıdır. Ayrıca bu talimatname çok açık bir şekilde ortaya koyuyordu ki, içinde İstanbul’da olup da belediyeyi ilgilendirmeyen hiçbir konu yoktu. Günün ihtiyaçlarının ve kanunların belediyeye yüklediği görevlerin değişmesine paralel bir şekilde talimatnamelerde sürekli değişiklik göstermiştir. Ancak okuyucunun da takdir edeceği gibi, Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk dönemine ait bu ilk talimatnameler, belediye zabıta görevlerinin en geniş olduğu dönemlerdir ve geçen her yıl belediye talimatnamesini daha küçük bir kitapçık haline getirmiştir. Bu kitapla, hem belediye camiasına hem de zabıta teşkilatına ışık tutacak bir çalışmayı yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Belediye zabıta talimatnamelerini yayınlamakla, ana vazifelerimizin ilk günden bugüne çok büyük değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Sokak ve meydanlardan işgalin kaldırılması, esnafın denetlenmesi, fırınların teftişi, seyyarın kontrolü, halk sağlığının korunması, dilencilikle mücadele kısaca hem şehrin hem de şehir sakinlerinin huzur ve sükûnunu korumak belediye zabıtasının her dönem değişmez vazifesi oldu. Tıpkı 1913’te olduğu gibi… Tıpkı 1926’da olduğu gibi… Tıpkı bugün olduğu gibi…